Deprem Nedir? | Makale 12

Deprem Nedir?

Sismik hareket, zelzele, yer sarsıntısı olarak da bilinen deprem, tektonik olaylar sonucunda yer kabuğu içindeki kırılmalar ile beklenmedik bir anda ortaya çıkan sarsma hareketi olarak tanımlanmaktadır.

Tektonik olaylar sonucunda hareket eden levhalar (levha tektoniği) (Şekil 1), sınırları boyunca birbirinden uzaklaşır, yaklaşır veya göreceli olarak hareket ederler. Bu hareketlenme sonucunda levha sınırlarında gerilmeler oluşur ve bu gerilme ile birlikte levhalarda elastik deformasyon meydana gelir.

Elastik deformasyon sonucunda şekil değiştiren levhalar aynı zamanda zayıf yüzeyleri boyunca da kırılırlar. Bu kırılmanın gözlendiği kısımlarda elastik deformasyon sonucu levhalar eski haline dönmek ister. Levhaların eski konumlarına dönmeleri ve kırılmaları sonucunda levha üzerinde biriken gerilme ani olarak boşalır. Gerilme boşalması sırasında yer kabuğunda sismik dalgalar oluşur. Yer hareketi de, yer kabuğunda meydana gelen bu sismik dalgaların oluşturduğu titreşim olarak tanımlanmaktadır.

Deprem nedir | Levha hareketi
Şekil 1. Levha hareketi

Zelzele oluşumunu ve zelzeleye ait şiddet, ölçü, kayıt, dalga gibi tüm konuları inceleyen bilim dalına Sismoloji adı verilir. Sismolojide en temel olay depremi doğru tanımlamaktır. Depremi doğru tanımlayabilmek için belirli deprem parametreleri kullanılmaktadır. Bu parametreler hiposantr, episantr ve odak derinliğidir (Şekil 2).

Hiposantr, yer içinde enerjinin ilk olarak ortaya çıktığı noktadır. Odak noktası olarak da bilinmektedir.

Episantr, yer içinde oluşan enerjinin yeryüzüne ulaştığı en yakın noktaya verilen addır. Dış merkez olarak da isimlendirilmektedir.

Odak derinliği, odak noktası ve dış merkez arasındaki uzaklığa verilen addır. Depremlerde odak derinliğinin bilinmesi deprem şiddetinin (yer hareketi sonucunda oluşan etkiyi) belirlenmesinde önemli bir yere sahiptir.

Şekil 2. Episantr, hiposantr ve odak derinliği

Ülkemizde ve tüm dünyada her gün milyonlarca yer hareketi meydana gelmektedir. Meydana gelen bu zelzelelerin bazıları hissedilebilir nitelikte, bazıları da yeryüzünde hissedilmeyen küçük enerji boşalmaları şeklinde gerçekleşir. Yer hareketlerindeki bu farklılıklarının sebebi deprem boyutu olarak tanımlanan büyüklük, şiddet ve odak derinliği ile ilgilidir.

Deprem büyüklüğü

Büyüklük, titreşimler sonucunda ortaya çıkan enerji miktarını belirleyen bir kavramdır. Titreşim, sarsma hareketi sonucunda ortaya çıkan enerjinin doğrudan ölçülmesi olanağı yoktur. Bu sorunu ortadan kaldırmak için 1930 yılında Amerikalı Profesör C. Richter tarafından aletsel bir ölçü olan magnitüd tanımlanmıştır.

Magnitüd, dış merkezden (episantr) 100 km uzaklıkta ve sert zemine (kayaya) yerleştirilmiş bir sismografla kaydedilen zemin hareketinin mikron cinsinden ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasının alınması olarak tanımlanmaktadır.

Aletsel magnitüd, belirlenen özel sismograf (Yer hareketlerini kayıt eden cihaz) cihazı ile yer hareketinin maksimum genlik ve periyot değerleri kullanılarak gerekli alet kalibrasyon fonksiyonları yardımıyla elde edilmektedir. Hacim dalgaları ve yüzey dalgaları kullanılarak hesaplanmaktadır. (Deprem dalgaları yazıma tıklayarak dalga türleri ile ilgili daha detaylı bilgi edinin.)

Magnitüd M ile gösterilmektedir. Sismograflar tarafından kullanılan bir çok büyüklük vardır. Bunlar:

  • Yerel büyüklük (ML)
  • Yüzey dalgası büyüklüğü (Ms)
  • Moment büyüklüğü (Mw)
  • Süreye bağlı büyüklük (Md)
  • Cisim dalgası büyüklüğü (Mb) dür.

Bu büyüklüklerden moment büyüklüğü, yer hareketi sırasında açığa çıkan enerjinin miktarını belirlemede en yaygın olarak kullanılandır. Büyüklük hakkında daha detaylı açıklama için AFAD ın paylaşmış olduğu yazıya tıklayabilirsiniz.

Deprem şiddeti

Deprem boyutunu belirlemede kullanılan en eski yöntemdir. Şiddet yer hareketinin insanlar üzerinde bıraktığı etkiyi ve yapıların bu etki sonucunda hangi ölçüde hasar aldıklarını tanımlamada kullanılan bir kavramdır. Şiddet kavramı modern sismik cihazların ortaya çıkmasından önce oluşmuştur. Tarihsel depremlerin yerini ve boyutunu tahmin etmede kullanılmıştır.

Deprem şiddetini nitelendirmek için şiddet ölçeği kullanılmaktadır. Günümüzde kullanılan başlıca şiddet ölçekleri:

  • Değişkenmiş Mercalli Şiddet Ölçeği (MMI)
  • Rossi – Forel Şiddet Ölçeği (RF)
  • Japonya Meteoroloji Kurumunun Şiddet Ölçeği (JMA)
  • Medvedev – Spoonhever – Karnik Şiddet Ölçeği (MSK)

Bu şiddet ölçeklerinden Değişkenmiş Mercalli Şiddet Ölçeği en çok bilinen şiddet ölçeğidir ve Şekil 3’de gösterilmiştir.

Şekil 3. Değişkenmiş Mercalli Şiddet Ölçeği (MMI)

Rossi – Forel Şidet ölçeği Şekil 4 de gösterilmiştir.

Şekil 4. Rossi- Forel Şiddet Ölçeği (RF)

Ülkemizde meydana gelen önemli depremler

  • 27 Aralık 1939 Erzincan (Ms=7,9)
  • 20 Aralık 1942 Erbaa (Tokat) (Ms=7,0)
  • 27 Kasım 1943 Ladik (Samsun) (Ms=7,2)
  • 01 1944 Gerede-Çerkeş (Bolu) (Ms= 7,2)
  • 24 Kasım 1976 Muradiye (Van) (Ms=7,5)
  • 17 Ağustos 1999 Gölcük (Kocaeli) (Ms= 7,8)
  • 12 Kasım 1999 Düzce (Ms=7,5)
  • 23 Ekim 2011 Van (Ms=7,2)

Ülkemizde meydana gelen son yer hareketlerini ve bu zelzelere aitbilgileri Kandilli Rasathanesi veya Afad internet sitelerinden takip edebilirsiniz.

Yüzeysel temel taşıma gücü hakkında merak ettikleriniz için yazımı okuyabilirsiniz.

Sevgiyle kalın 🙂

No Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir